« Önceki | Sonraki »

6/2/2008

SAATLER / GEYİKLER'den

rüzgâr hediye edilebilseydi eğer

sana rüzgâr hediye etmek

isterdim. sarı yapraklı bir ormanda

iki geyik havaya sıçrayıp

öpüşüyor. boynuzları birbirine

dolanmış. açamıyorlar. sarı yapraklı

bir ormanda. Ata Nur kahve falında

görüyor bunları.


gizem bir geyik başı gibi

uzanıyor aramızda. boynuzlarında

senin karmaşan ve sana ait

bilmediğim ve bilmek istemediğim

onca şey. buna benzer çözemediğim

birçok şey ormanda sarı yapraklar

birer ikişer düşmeye başladığı

zaman saçlarının arasından.
sarı bir yaprak fosili boynunun

tam kenarında.

...
iki geyik ormanın kuytularında
birbirine sarılmış yatıyor.
boynuzları birbirine geçmiş...


...
kırmızı bir yunusun

havada sıçraması olurdu senin

gülüşün ama gülmüyorsun.
beni boğmak mı istiyorsun?
benim zaten boğulduğumu

fark etmiyor musun?


...

geyiğin boynunda kırmızı bir leke var.
melankolimin tozu alındığı zaman

kanayan bir yürek çıkacak ortaya.
iki geyiğin birbirine geçtiği

yerde orman ışığı kırılıyor.
kalbin ilmini yap diyor bir ses.
aortanın kırmızılığı gibi geyiğin

boynunda bir kırmızı leke...


...

kırmızı bir mermerde geyik silueti;
geyiğin boynunu tuttuğum zaman

elimde kalan pas lekesi ya da

böyle birşey seni anlamaya

çalışmak. beni sevdiğin zaman

yeşil kadife tüylü bir geyik

ormanda su içiyor. ya da yeşil

kadife tüylü bir su akıyor

boynuzlarımızın arasından.


...

bana gelince

ben mutluyum sensiz

neden bilmiyorum ama öyle işte.

bedenim tanımıyor aorta /amor’u.

daha korkunç şeyler bildim çünkü

delilik gibi...

deliliğin ülkesinde bilekler kesilmez.

saatlerden geyik kanı akmaz.

deliliğin ülkesinde hiçbir şey olmaz.

saatler geçmek bilmez.

bütün saatler pırlanta kesiği

bilekler gibidir geyikler metafizik

bir acıyla inlerken.

bir inşaaat işçisinin güneşte

bayılışı gibidir, spleen,

aorta / amaor’la saatlere inerken.

 

bir balığın kesik boynu gibidir

spleen
dünya tatsızlığı kristalleşirken

kimyasal bir çözeltide.
hiç bir şeyi çözemezsin...
bileklerini de kesemezsin
anti-maddeye kaçmak istersin sadece

uyuşturucular kanını dondururken

plazma saatlerde.
bazen ama bir insanla bir şey olur
kısa süren bir şey
iki geyiğin sıçrayıp havada öpüşmesi gibi
bazı insanlarla

yıllarca görüşsen de

bir şey olmaz.

 

...
seninle biz hiç kavga etmeyelim
çünkü geyikler kavga ettiğinde

boynuzları birbirine dolanır ve
ölürlermiş.

gece saat 3:30. senin için birşeyler

yazmak istiyorum ama gözlerinin

karşılaştığın insanlara nasıl sevgiyle

baktığından başka birşey gelmiyor

aklıma.içimdeyken bana bakışın

bir de. kumru değiliz biz
geyiklerin sonu da çok acıklı
ne kalıyor geriye?


...
gece 10’a doğru aradın. birkaç gün

sonra dolunay olacağını, rakı içeceğini

ve denize deniz kızları için

biraz rakı dökeceğini söyledin.
kıskandırmanın daha zarif bir

yöntemi olamazdı ama beni daha

fazla kıskandırma olur mu?
dayanamam ben buna.

taş kesilir boynuzlarım.
içimdeki kuş ölür


doğuya bakan yüzünle bak bana

ve kalbimin bir porselen gibi olduğunu

hiç unutma. çocuk gibi olduğumu

söylemiştin zaten.çocuk gibi yazdığımı

biliyorum bu kitapta
kırmızı mürekkeple boyanmış bir

çocuk başı uyuyor kalbimde.
fosforlu gözleri açıklanamayan

şeylerin merkezi gibi. tıpkı bunun

gibi açıklanamayan şeylerin merkezi

olsun isterdim bu kitap; hiç

kumru olamamış bir çocuk izini

bırakırken onun üstünde; ararken

bir kumru oluş halini...

 

bir ilişki bitince ne olur?

bir ilişki bitince ne olur?

bir kumru sormaz bunu

ama ben bunu soruyorum kendime sürekli

ve mütemadiyen bu kitapta

ararken bir kumru oluş halini.

...

(Lale Müldür, Saatler / Geyikler, YKY, 2001)

 

"Bir balığın kesik boynu gibidir spleen"

Yıllar önce bir dostumun evinde büyülenerek okuduğum, ondan istemeye  / (ç)al- maya utandığım bir kitaptı "Saatler / Geyikler". Sonra araya ne girdi ve ne olduysa satın almayı unutmuşum. Bugünlerde aklıma düştü gene o nefis dizeler. Bir kriz geçirir gibi aradım durdum bütün kitapçılarda. Baskısı tükenen bir kitap...  Derken mutlu son!.. Kimi dizelerini yazmak istedim şimdi, benim için sıkıntı dolu ve asla unutulmayacak bir günün tarihini düşerek!.. (6 Şubat 2008) 

(BuRaK)

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

5 yorum yazılmıştır

  1. Yazan: oykum57 | Tarih: 2008-02-29 15:28:00
    Konu: ...

    Geyiklerin boynuzlarına korkak çocuk ellerle usulca dokunsa(n), kumruların yolu açılmaz mı, ne dersin?



    Bağlantı »

  2. Yazan: Koray | Tarih: 2008-02-17 14:27:00
    Konu: ..
    nasıl buldum sitenizin izini ama* iki-üç gündür yazıları, şiirleri okuyorum. resimlere bakıyorum.dostumun yıllar sonra gene aynı çatlak,dengesiz ve romantik bir adam olarak karşıma çıkmasından çok mutluyum.çok özlettin kendini...

    Bağlantı »

  3. Yazan: seda | Tarih: 2008-02-14 17:32:18
    Konu: saatler geyikler
    Müthiş bir şiir. Uzun zamandır böyle güzel dizeler okumadım. 14 şubat'a özel nefis bir ayrılık şiiri.

    Bağlantı »

  4. Yazan: oykum57 | Tarih: 2008-02-11 17:36:34
    Konu: ...

    Okunulanın ve dinlenenin, nasıl ve ne yoğunlukta hissedildiği, insanın ruh durumuyla ilişkilidir, diye düşünürüm. Ama doğru ama yanlış, bilmem..

    Neden bu kadar etkilendim bu satırlardan, aklıma geldi, yazdım...

    Bağlantı »

  5. Yazan: nehir | Tarih: 2008-02-09 14:59:46
    Konu: saatler/geyikler
    "sen ve ben gerçek birer kuğuyuz
    çünkü asıl kuğular şah ve mat
    der o gururlu yalnızlıklarında"
    L.Müldür
    sana da yorum beğendiremez olduk.
    bu nefis dizeleri de yayımlama görelim bakalım...

    Bağlantı »