« Önceki | Sonraki »

24/1/2008

iskenderiye'de bir gün öncesi - III / nil kara

 

tren öncesi kısa vedalaşmalar

finbar gibi kaybolmak vardı, yapamadım

ayinleri, şölenleri ve kurbanları severim

kadın gibi bulanık gözleri de

devretmeyi de (geceyi, gemiyi, suçları)

vazgeçtim! hiçbir şey devredilmeyecek

diye bir madde ekledim son paragrafa

duyan duymayan bir ikiyüz kalabalık gelmiş

beni yolcu etmeye

karşılıklı dokunduk, çoğunu kokladım

kimselere duyurmadan

sessizlik ve yükseltinin önüme gelmesinden

konuşma yapmam gerektiğini anladım, tamam

olur, ses açtım kapattım

şakırtı anlatır burayı

o sadece fısıldayarak dinledi

uzun konuşmalar yapmadı

hep kaçmalıydı, kaçtı

durduğu şehirler ondan bahsetti

öptüğü kadınlar kadını olmak

ama o kaçtı uzaklara

kaçarken ardından gelen dizelerse şunlardı:

"Rifat o gece birini öldürdü

tam söz verdiği vakitte

sokak ortasında

ölünün dudaklarından

bir koku yayıldı sahile doğru

böğürtlen kokusu"

başladım:

-Dostlarım, Athena halkı

bize mutlak huzuru verecek tanrıya isyan edin

gerçek yollar ve hayali yollar Ehrimen'le vardır

baştan çıkaranı seçin

 

ikiyüz kişilik kavmim istediğimi yaptı

aralarında fısıldaştılar

el salladım kalabalığa

el ile tuttum tren kolunu

el kadınlarının koynuna

el kapılarından geçerek

el(veda) dedim...

 

Sophokles Athena’da bir sütuna dayanmış

Teo'yu bekliyordu Rifat trene binerken

Antigone, dayısı Thebai Kralı Kreon'a başkaldırmıştı 

kardeşi Polyneike'nin ölüsü

ayaklarının dibindeydi

Rifat trene binmişti

Antigone ölüme mahkum edilmişti

olanlardan habersiz Sophokles Teo'yu bekliyordu hala

uzaktan bir tren çığlığı duyuldu

Rifat el sallıyordu

 

ve tarih bütün bu olanları sonradan yazdı...

 

kehaneti daha on yaşımdayken düşümde göstermişlerdi

kendimi, onu ve bütün olacakları

kendimin ve onun bütün geçmiş zamanlarını

gelecekteki kuytuları

bizi bekleyen karanlığı

 

o gün, onyedinci doğum günümde geleceğini anlatmışlardı

yazgı benimle başlayacaktı

bakışlarını bir geceden

bir gecenin en güzel saatlerinden

soluğunu bir rüzgardan

doğudan esen bir rüzgardan ödünç almıştı

kalbiyse bir masaldan çalıntıydı

hiç izin almadan ve hep hesap vermeden yaşamıştı

yazgı benimle başlayacak

yazgı onunla sonlanacaktı

 

ve tarih bütün bu olanları sonradan yazacaktı...

 

on yaşındaydım

bir gece düşümde...

 

on yaşındaydım

bir gece düşümde alevler sardı dört bir yanımı

etrafımı saran duvarlar ateş kusuyordu sanki üzerime

ve yalınayak, küçük bir kız çocuğu

gözleri tuhaf bir ışıkla parıldayarak

duvarın önünde bana bakıyordu

benim kızımdı

benim yazgımdı

yaşıtımdı ve sanki daha şimdiden yorgundu

uzun uzak yollardan esen bir rüzgarla

Rifat göründü sonra

gözlerini gözlerime dikip ısrarla baktı içime

gözlerimi gözlerine dikip ısrarla baktım içine

onu ve kendimi

olmuşları ve olacakları seyrettim gözlerinde

doğum günümü, beni buluşunu

benden önce yaşadıklarını

ondan sonra yaşayacaklarımı

her şeyi, evet her şeyi

 

o şimdi İskenderiye'de, eyvah!

benim şehrimde

burada

ad koymaya gelmiş bilmeden bir yazgıya

kendini aşka adamış yüreğimi bekleyen bir büyük tehlike

oysa ona da söylemişti biliciler

duvarlara, ateşe ve küçük bir kız çocuğuna dikkat et diye

esen rüzgarlar susturulabilir mi oysa

gelen geri döndürülebilir mi?

söylenenler ya da görülenler bilinse de

insan yazgısından uzağa kaçabilir mi?

 

Ertesi gün ve daha ertesi günler

hep aradım onu

sokaklarda, çarşılarda

toprakta, havada

içimde, dışımda

yoktu

yoktu

yoksa

beni yazgımla başbaşa bırakıp 

gitmiş miydi şimdiden?

olacak şey miydi?

şimdiden

daha ölünecek onca beden varken 

olacak şey miydi?

 

bir vapur bağırdı o sırada

liman beni çağırıyordu

gitmemek olmazdı

ürperiyorum

kasıklarım titriyor

çünkü kehaneti biliyorum

kehanete göre...

 

gülümseyerek gittim ölüme... 

 

(to be continued...)

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

7 yorum yazılmıştır

  1. Yazan: nehir | Tarih: 2008-01-27 04:47:18
    Konu: İskenderiye'de
    çok güzel bir metin, merak ettim sonunu.
    resimlerle de bütünleşmiş şiir.ilgiyle takip ediyorum.
    ne etkileyici bir resim bu, alamadım kendimi ona bakmaktan.

    Bağlantı »

  2. Yazan: deva | Tarih: 2008-01-26 10:44:16
    Konu: şiirler..
    sitenizin tüm seçimleri cidden çok başarılı...şiirler resimler müzikler filmler kitaplar...biraz daha sık güncellenmesi dileğimle...özellikle iskenderiye için ...

    Bağlantı »

  3. Yazan: ussuahkam | Tarih: 2008-01-25 21:32:12
    Konu: adım adım
    izleyerek vardım bu kısma

    .

    kamuoyu kişisi olarak
    merhabamla

    Bağlantı »

  4. Yazan: nil | Tarih: 2008-01-25 15:54:49
    Konu: ...
    yine güzel bir resim ve müzik seçimi...teşekkürler...

    Bağlantı »

  5. Yazan: arzo | Tarih: 2008-01-25 15:32:10
    Konu: iskenderiye
    muhteşem dizeler...ve tarih bütün bu olanları sonradan yazacaktı albayım...çok şükür kavuştuk dizelerinize.çok beklettiniz bizi.sevgiler saygılar...trenler albaylar...bütün hikmet leri çok seviyoruz bu arada...

    Bağlantı »

  6. Yazan: himetbenol | Tarih: 2008-01-25 12:27:25
    Konu: iskenderiye
    albayımızın bir suçu yokk ki burakcım baysal yavaş yazıyor.ben kaynağından öğrendim haberi...verin bana şifreyi bir gecede yazayım diyorum dinleyen yok.şaka bir yana ohh be rahatladık biraz bu bize bir hafta yeter ona göre sayın baysal.yoksa kabusunuz olup gelicem rüyalarınıza yanımda turgutlarolriclerselimlertrenler....sevgiler

    Bağlantı »

  7. Yazan: cihan | Tarih: 2008-01-25 09:58:00
    Konu: iskenderiye
    şu şiirin tamamını okumaya ömrümüz yetecek mi albayım?

    Bağlantı »