24/11/2007
Baden Baden'de Yaz
Yerkürenin gelmiş geçmiş en büyük romancısı Dostoyevski üzerine çok şey yazıldı, çizildi. Ama hiçbirisi “Baden Baden’de Yaz” kadar sarsmadı beni. (Andre Gide incelemesini ayrı tutmak lazım tabii.) Dostoyevski’nin kendisinin roman kahramanı olarak yer aldığı kitapta, baş döndürücü bir kurguyla, onun ve romanlarının geçtiği mekanlarda muhteşem bir yolculuk yapıyorsunuz. Dostoyevski’nin hastalıklı kumar tutkusu, sara nöbetleri, karısına olan büyük aşkı, zamanında kendisinden daha popüler ve doğal olarak daha zengin durumdaki Turgenyev’le Baden-Baden’deki buluşmaları, tartışmaları, ondan her defasında kumar oynayabilmek için para dilenişi, düşüşü, büyük bir hızla düşüşü ve bundan mistik bir hüzün ve keyif duyuşu... İnsan soluksuz okuyor kitabı. Hayatımın Dostoyevski devresindeyim gene. Yıllar sonra yeniden onun romanlarındayım. Raskolnikov, Mitya, Alyoşa, İvan, Prens Mışkin, Nastasya Filippovna... Onun ve kahramanlarının izini sürmek isteyenlere “Baden Baden’de Yaz” şiddetle tavsiye edilir. Tabii ki hala okumayanlara diyorum; çünkü roman 2007 Mart basımlı.
“Baden Baden’de Yaz”ı Temmuz’da satın almıştım. Büyük bir keyifle okuyup tam sonlarına yaklaşmışken daha önce defalarca başıma gelmiş olduğu gibi, inerken otobüste unuttum kitabı. Otobüste unuttuğum kitaplar, ne yazık ki bugün bir servet değerinde. (Gerçi unutacağımı albayım söylemişti ama!.. ) Umarım kitabın yeni sahibi, benim ondan aldığım hazzı almıştır, ya da en azından okumuştur diyelim.
Kitaptan aktaracağım bölüm, Dostoyevski’nin kumar tutkusuyla kendinden geçişi, karısına yeni aldığı elbiseyi rehineciye bırakıp ondan aldığı parayla kumar oynayışı, kaybedişi, tükenişi, yeniden masaya oturabilmek için ne yaptığını bilmez bir halde Turgenyev’in kaldığı otele koşuşu ve orada Gonçarov’la karşılaşmalarının anlatıldığı muhteşem sahne.
(Cümle yapıları kitabın orjinalinden alıntıdır.)
-BuRaK-
***
“(...) ertesi gün sabah, aklında Anya Grigoriyevna’nın öğütleri, elinde paketlediği Anya’nın leylak rengi elbisesi, ev sahibesinin kapısı önünden sağ salim geçerek usulca evden çıktı, __ çünkü bu paketi ne onun, ne de hizmetçi kızın görmesi gerekiyordu, __ holden süzüldü ve at hırsızı bir çingene gibi başını öne eğerek, paketi göğsüne bastırarak ve binalara yakın yürüyerek Baden Baden’in yeni canlanan sokaklarında hızlı hızlı Weismann’ın dükkânına yürüdü. Anna Grigorievna’nın elbisesi için aldığı 5 taler’i hemen koydu, kaybetti, gerçi bu yeni bir şeydi, çünkü ilk iki üç mizayı genelde alırdı, bu onu şaşırtmadı, üzmedi bile __ şimdi dağdan kayıyordu gittikçe hızlanarak __ bu soluk soluğa bırakan sürekli düşme sırasında, aldığı darbelerin farkında olmadan önüne her çıkana çarpıyordu, gar binasından çıktı ve Avrupa Oteline koşmaya başladı, sokakları ayrımsamadan, ne yaptığının bilincinde olmadan, __ tanıdık metrdotel sağlam vücuduyla yolunu keserek Bay Turgenyev’in çoktan çıktığını söyledi, __ ona inanmadı ve değerli halılarla kaplı geniş merdiven basamaklarını hedefleyerek adamın sağından solundan geçmeye kalkıştı, metrdotel onu geçirmemek için kollarını genişçe iki yana açmıştı, tavuk kovar gibi: ”Kış kış!” diyerek, __ tam bu sırada Gonçarov göründü, koca göbeğini güçlükle taşıyarak, gümüş topuzlu bastonuna dayanmış ağır ağır merdivenlerden iniyordu, __ Dostoyevski’yi görünce merdivenin alt basamağında durdu ve süzgün, cansız gözleriyle bakarak uyuşukça __ yukarıdan aşağıya __ tombul elini uzattı, metrdotel, sahibinin kulübesine soktuğu bir köpek gibi gönülsüzce geri çekildi, __ Gonçarov, heyecanlı heyecanlı bir şeyler diyen, elini kolunu sallayan ziyaretçiyi sessizce dinledi, __ merdiven çıkmış gibi oflayıp puflayan Gonçarov para çantasından 3 altın para çıkardı ve konuğa verdi __ ziyaretçi Gonçarov’a hafif bir selam verdikten sonra lobiden koşarak çıktı ve soluğu gar binasında aldı. 3 altını kaybetti, hemen, hatta bir tür hummalı bir hazırlıkla, kaybetmenin doyumsuz hazzına tutulmuş gibi ya da anti dama oynuyormuş gibi __ düşüş süratine giderek daha fazla kaptırmıştı kendini. “
(Leonid Tsıpkin, Baden Baden’de Yaz, YKY, Mart 2007)
*Resimdeki sahne, Dostoyevski’nin Basel’deki müzede gördüğü ve müthiş etkilendiği Hans Holbein’in, çarmıhtan henüz indirilmiş, insanlık dışı eziyetlere katlanmış İsa tablosu karşısındaki şaşkınlığının canlandırılmasıdır. Karısı günlüğünde, Dostoyevski’nin her gün müzeye gidip saatlerce bu tabloyu seyrettiğini anlatır. Budala’da geçen "böyle bir tablonun insanı dinden çıkaracağı" sözünü o günlerde söyler.

Konu: bir derdim var...
Prens Mışkin... Budalam benim.
Sadece Dostoyevski okumak lazım dediğin gibi...
Bağlantı »
Konu: merhabalar
Bağlantı »
Konu: dostoyevski
belli dostoyevski okuduğun bu aralar...
iyi davran albayıma ve yazılarına..
Bağlantı »
Konu: Harika
Bağlantı »
Konu: dostoyevski
Resim de çok etkileyici.
O tablonun dostoyevski'yi nasıl etkilediğini iyi biliyorum.
Bu arada albayımızın dönüşünede sevindim.
Seviyorum yazılarını.
Bağlantı »